|
Hungarya denilen Macaristan'da yaşayan Macarlar Hun asıllı bir millettir. Dolayısı ile Türkî ırklardandır. Zaten dillerinde 400-500 civarında Türkçe kelime tespit edilmiştir. Atilla ismine ise çok rastlanır.
Hatta bir şehrin emniyet müdürünün ismi de Atilla'dır. Kendi gayretleri ile Türkçeyi çok iyi öğrenip konuşan Atilla Bey, Türk okulunu ziyaret etmiş, yanında bulunan eşine, öğretmenlerimiz tercümanlık yapmak isteyince hanımefendi, "Gerek yok. Konuşamıyorum; ama konuşulanları rahat anlıyorum." demiştir.
Budapeşte'de kurulan Gülbaba Vakfı'nın "Boğaziçi Türkçe Dil Okulu"nda Türkçe kursları veriliyor. Zaten Macarca, Ural-Altay dil grubundan... Buraya devam edenlerin % 5'i evlilik için yani Türk olan eşlerinin dilini öğrenmek için geliyor; ama % 95'i Türkleri sevdikleri ve onlara alâka ve sempati duydukları için geliyorlar. Sonra veya önceden Türkiye'ye gidenlerde Türkiye ve Türkçe sevgisi mutlaka artıyor. "Türkiyeliler, cana yakın, sevecen ve misafirperverler." diyorlar. Bu kurslara devam etmiş veya devam etmekte olanlar bir araya gelip bir "Türkçe Konuşanlar Kulübü" kurmuşlar. Sık sık bir araya geliyorlar. Türk kültürünü daha iyi tanımak için programlar yapıyorlar. Yüzü aşkın bu Macarlar, grup grup Türk lokantasına gidiyorlar. Türkçe kurs merkezinde bir araya geliyorlar. Türk öğretmenler de onları bilhassa doğumlarda evlerinde ziyaret ediyorlar. Bunlara, "Türkçe-Macarca" ve "Macarca-Türkçe" sözlükler yazmış Dr. Csa'kı Eva da katılıyor. Bu Türkolog hanımefendinin eşi de Türkçe biliyor. Bu sene Eskişehir'e gelecekler.
Budapeşte'de Osmanlı'dan kalan tarihî eserler arasında hâlen çalışan Türk hamamları var. Bunlar kaplıca özelliği taşıyor. Ayrıca Osmanlı kuyuları var. Osmanlı'ya bir vefa borcu olarak, geçenlerde Budapeşte'ye 40-50 km mesafede bir Türk kuyusu açtılar ve Türk kolejinin idareci ve öğretmenlerini açılışa davet ettiler. Bizimkileri şaşırtan olay ise Macar öğrencilerin açılışta, Barış Manço'nun "Herkes Kardeş Olsa" şarkısını söylemesi... Orta lise öğrencileri, banttan müzik eşliğinde şarkının kelimelerini müziğine uygun olarak söylediler. "Török Kut" yani "Türk Kuyusu" açılışında Türk eğitimcilere bir plaket vererek güzel bir jest yaptılar. Kuyudan su akıttılar.
Beş yüz civarında "Török" kelimesi geçen Türk şirketi var. Zaten caddelerde dolaşırken bazı dükkanların üzerinde "Török Büfe" gibi bu kelimeyi görüyorsunuz. "Hamzabey Caddesi" var. Kapu (kapı), bazararu (çarşı, pazar) gibi kelimelere rastlıyorsunuz.
Antalya'da Müslüman Macarların yaşadığı ve Macarca konuşulan bir köyün bulunduğunu Budapeşte'de öğreniyorum...
Kütahya ve Tekirdağ'da Macarların tarihî şahsiyetleri kalmış. Yani Macarların başları sıkıştığında Osmanlı onları himaye etmiş. Kossuth Layoş ve Frenk Rakoczi bunlardan... Bunun için kardeş şehirler oluşmuş. Tekirdağlı Erdoğan Bey'e fahri konsolosluk verilmiş. Hatta törenle şehirlerinin anahtarını, fahri hemşehrilik nişanesi olarak vermişler.
Bu güzel münasebetler ve faydalı gelişmeler Türk-Macar dostluğunun gelecekte inşallah çok daha güzel meyveler vereceğinin bir işareti olarak görülüyor...
04 Haziran 2007, Pazartesi
ABDULLAH AYMAZ
http://www.zaman.com.tr
|