yürekte SIZINTIyla başladık, ZAMANla öğrendik AKSİYON insanı olmayı, YENİ ÜMİTlerimizle yağdırdık YAĞMURları ve yeşeren GONCAları gördük...
 
  Dünya'ya açılmak için...
  İletişim
  (:ziyaret ettiğinize dair:)
  madagaskar
  O küheylan
  olimpiyatlar
  TÜRKÇENİN BAYRAMI
  Türkçe sevgisi
  O erler!
  5. Olimpiyatlar
  Gururlandım
  Laoa'şu minikler
  Farklı Dillere Türkçe Aşısı
  İsminin Hakkını Ver
  Şu bizim Rumeli...
  SEVDA TÜRKÜSÜ
  Necaşi ve Bilal'in memleketinden...
  Sefir Mazhar'ın torununun kızı...
  farkın kalkabileceğine inanmak
  Hicretin çocukları
  Gönüllüler Hareketi ve Dünya Barışı
  Sibirya semalarında yükselen
  Dünyanın ucundaki fener
  Kamboçyadaki Zaman Okulu
  Burası Tanzanya
  Ruslar, Türkçe için yarıştı
  ÖZEL YAĞMUR LİSESİ
  Türk Okulları ile gelen Hidayet
  Dünya çocukları ‘Türkçe’ konuşuyor
  Dört buçuk saatlik bir rüya
  “CENNET UCUZ DEĞİL”
  BARIŞ KÖPRÜLERİ
  Bir Türk öğretmenin Meksika günleri(I)
  Bir Türk öğretmenin Meksika günleri(II)
  Tayvan'da Türk Okulu Açıldı
  Endonezya, Türk okulunu model seçti
  Türkiye'nin adını dünyaya duyurdular
  mezuniyet ve sonrası
  sevgi okullarına dair
  Değerliler..... şiirler....
madagaskar
'Kilometrelerce uzaktan Madagaskar'a gelmişsiniz...' Yazdır E-posta

ImageÖkkeş Özgüven öğretmen, Madagaskar'dan öğrencisi Raveloson Andrisoa Fitiavana ile Almanya'ya gelirken okul aile birliğinden bir öğrencinin annesiyle beraber yola çıkıyorlar. Hanımefendi, ticaretle uğraşıyor. Eşi de ülkenin elit tabakasından büyük bir müteahhit...


Onları Almanya'da evinde, eğitim hizmetlerine destek veren bir insanımız misafir ediyor. Ökkeş öğretmenle ev sahibi bir ara çok samimi şekilde muhabbete dalıp gidiyorlar. Bir müddet onları seyreden Madagaskarlı hanımefendinin dikkatini çekiyor; sanki şoke oluyor ve hocaya, "Siz gerçekten ilk defa mı karşılaşıyorsunuz?" diye soruyor. O, "evet" deyince, "Öyle samimi bir sohbetiniz var ki; sanki yıllardır birbirinizi tanıyorsunuz da hatıraları konuşuyor gibisiniz!" diyor. Bir gün sonra hanımefendinin Paris'e dönmesi gerekiyor. Çünkü oradaki işini görüp ülkesine öyle dönecek. Uçak biletinde ekstra bir ödeme gerekiyor. Yüz Euro gibi bir farkı ona hissettirmeden ödemek istiyorlar. O bunu fark edince hemen itiraz ediyor; "Olmaz... Siz beni bilmiyorsunuz ki? Bu fazla... Kabul edemem." Ona, "Siz bizim misafirimizsiniz, başımızın tacımızsınız. Ne olur kabul edin." diye çok içten bir istekte bulunuyorlar. O kabullenmekte zorlansa da bu samimiyet ve bu sıcak ilgiden dolayı çok seviniyor. Memnun bir şekilde ayrılıyor.

İngilizce öğretmeni Ökkeş Bey: "Öğretmenler olarak bütün öğrencileri ve ailelerini yakından tanıyıp tanışmak için evlerinde ziyaret ettik... Çoğu Hıristiyan, buna rağmen bizim Müslüman olduğumuzu bildikleri için, bizim için özel helâl et alıp yemek yaptıklarını gördük. Bir aile yaş pasta yapıp üzerine, "Evimize hoş geldiniz" diye yazmışlar. Kurban Bayramı'nda et dağıtıyorduk... Yağmur da iyi yağıyordu. Öğrencilerimizden birisinin ailesi de bizimle beraber dağıtmak istedi. Biz, "Islanacaksınız; lütfen içeri geçin!" diye ısrarımıza rağmen, "Siz kilometrelerce uzaktan buralara gelip bu fedakârlığı yapıyorsunuz. Bırakınız biz de bir parça fedakârlık yapalım." dedi. Yağmurda etlerin başına bir şey gelmemesi ve fakir halkın eline bir an önce ulaşması için bizimle koşturmaya başladı." dedi.

Maalesef propagandanın ince taktiği pek çok gerçekleri tepetaklak ettiği gibi bazı medya organlarının kasıtlı yayınları Madagaskar'da ülkemizle ilgili yanlış bir kanaati oluşturmuş. Sömürge anlayışlı haber ağları, yerli halkı uyutmak için, Türkiye'de araba tekeri patlasa sanki atom bombası patlatılmış gibi ülkemizi terörün kaynadığı bir yer gibi lanse etmiş. Ama adanmış ruhlar, eğitim gönüllüleri, bu yanlışları bilfiil bertaraf ediyorlar. Bilhassa Türkçe Olimpiyatları geniş bir ufuk açtı. TUSKON'a da düşen büyük vazifeler var...

Bir zamanlar Orta Asya'da verilen eğitim hizmetleri şimdi geri dönmeye başladığı gibi, Afrika'ya yapılanlar da inşallah geri dönecek. Evet şimdi Orta Asya'da Türk okullarında yetişip öğretmen olanları, Avrupa'da ve Afrika'da hizmet verirken görüyoruz... Afrika'nın eğitim gönüllüleri de başka yerlerde; ama en başta kendi ülkelerinde olmak üzere eğitim verecekler. Hem de herkesi kucaklayan insan eksenli bir eğitim sistemiyle...

ABDULLAH AYMAZ
02 Temmuz 2007, Pazartesi
http://www.zaman.com.tr

Bugün 1 ziyaretçi (1 klik) kişi burdaydı!
* vaktim *  
   
*şairane*  
  Bu aşkı bana yaz Allah'ım,
Aşıkların ardına beni de yaz,
Hangi gurbet olursa olsun,
Ecel nerede bulursa bulsun, Bir kutlu sevda,
Bana da yaz.....
 
önden giden atlılar  
  Issız sıcak çölleri

Karşı karlı dağları

Çoktan aşıp gittiler

Kayboldular uzakta

Önden giden atlılar

Ben burada kaldım böyle

***

İşleri aceledir

Çok uzundur yolları

Bense geride kaldım

Yetişemedim size

Önden giden atlılar

***

Gittiler hep gittiler

Aştılar kızgın çölü

Toprak tükendi bir gün

Denize ulaştılar

***

Çektiler dizginleri

Kendileri dursa da

Atlar duramadılar

Çaresiz kalıp birden

At sürdüler denize

Önden giden atlılar




Önlerinde okyanus

Kızgın bir çöl arkada

Asıl içlerindedir

Zaptedilmez bir deniz

Önden giden atlılar

***

Teknik değişti diye

Bıraktılar atları

Atlarsa bu kıyıda

Sanki sevgili gibi

Onları beklediler

Günlerce beklediler

***

Yeri yırtar ayaklar

Göğe fırlar başları

Nerden çıktı bu deniz

Bizi ayıracaklar

Önden giden atlardan

***

Sevgiliden daha zor

Ayrılmak bu atlardan

Buğulanmış gözlerle

Geri dönüp onları

Gemilere aldılar

Önden giden atlılar
Üç gün duramadılar

Yaptıkları gemide

Karşı kıyıda yeni

Güzel atlar buldular

Yaktılar gemileri

Önden giden atlılar

***

Vardılar Kurtuba’ya

İnmediler atından

Gülle karşılandılar

Ne güzel atlar bunlar

Bunca yol çiğnediler

Çiçek çiğnemediler

Önden giden atlılar

***

Önden giden bu atlar

Seni gördüler kalbim

Sahabe atlar bunlar

Dünyanın beklediği

Önden giden atlılar

Önden giden atlılar

***
OSMAN SARI

 
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol